Bir Kadın

Yeter Çatıkkaş
2 min readDec 6, 2020

--

Taksim/İstiklal caddesindeyim, gündeliğe çağrılmadığım bir gün. İşlerimin olmadığı günler bir başıma bu caddeye gelirim. Gündeliğe çağrıldığım yerlerdeki yaşadığım yabancılaşmayı burada daha az yaşarım. O muhitlere gidince paltonun üzerine bir de yabancılaşma giyersin. Her şeyi yabancıdır, sokakların muntazamlığı, sokakların sessizliği, sokaklarda görünen insan sayısının azlığı, çöplerin kenarına bırakılan eşyaların yeniliği ve çokluğu, eskicinin ne dediğini anlayabilmek bile.

Kalabalığın akışına kendimi kaptırıyorum; kâh mağazaların önünde duruyoruz, kâh rengârenk dondurma topları söyleyip dondurmacının performansını bitirmesine refakat ediyoruz, kâh sokak müzisyenlerin dinleyicisi oluyoruz, kâh yoldan geçen biri tarafından durdurulup yol sorulan oluyoruz. Şimdi ise Beyoğlu sinemasının önündeyiz, gösterimdeki filmlerin afişlerine bakıyoruz. Kalabalıktaki başlar, hangi filme gideceğine karar vermeye çalışıyorlar. Başım, Toz Bezi adlı filmin afişinde duruyor. İki kadın, yüzleri hafif birbirlerine dönük, denizin ötesindeki uzaklara bakıyorlar. Soldakini bana sağdakini ise hızlı adımlarla geçen kadına benzetiyorum. Ona seslenmek istiyorum, hayatlarımız vizyonda diye. Hızlı adımları onu kalabalıkta görünmez yapıyor, seslenemiyorum.

Sol kolumu kaldırıp sağ elimle paltomun kolunu sıyırıp saatime bakıyorum, içimden film birkaç dakika içinde başlayacak diyorum. Kalabalıktan ayrılıp başka bir kalabalığa karışmak için Beyoğlu pasajına süzülüyorum. Sinemaya inen merdivenlerin ortasındaki gişeye yanaşanıp, kafamı ve gövdemi hafifçe eğip Toz Bezi’ne bir bilet diyorum. Garipseyen bir bakış görüyorum ya da yerleştiriyorum bileti satan erkeğin yüzüne. Bileti uzatıp iyi seyirler diyor.

Bileti sağ elimde sıkıca tutup merdivenleri bitiriyorum. Ne tarafa gitmem bakışı birini çağırıyor yanıma, nereye bakmıştınız abla diyor.

Elimdeki bileti gösteriyorum, buyurun hanımefendi, filmin başlamak üzere beni takip edin diyor. Gözlerimi ayaklarına devirip peşinden yürüyorum. Bir müddet dümdüz yürüyoruz, sonra sola dönüp duruyor ayaklar. Gözlerimi yerden kaldırıyorum, sesin çıktığı ağza ve karşımdaki kapıyı işaret eden eline bakıyorum.

Görevli elindeki feneri yakıp sessizce beni takip edin, film başladı diyor.

--

--